Yogurtistan görücüye çıkıyor!
Şu an Yoğurt’tan bir ekip sponsoru olduğumuz dünyadaki sanal dünyaların bir araya geldiği Engage Expo’yu (eski adıyla Virtual Worlds 2009′u) fethetmek üzere New York’da…
Bizim için bunu bu kadar heyecanlı kılan şeyse Yogurtistan’ın son halinin orada ilk defa sektör profesyonelleriyle buluşacak olması.
Ayrıntıları öğrenmek ve bizi takip etmek için:
http://blog.yogurtistan.com/tr/
http://twitter.com/yogurtistan
http://www.facebook.com/home.php?#/pages/Yogurtistan/56004033213
Kendime yeni bir ben…
Doğan grubundaki yolculuğum birinci yılını tamamladığı şu günlerde sona erdi.
Geleneksel internet yayıncılığından çıkıp sanal dünyalara doğru uzun bir sıçrama yapıyorum.
“Yeni birşeyler yapmak lazım dediğim” bir gün Yogurt‘un sahibi Cemil Türün’e attığım “Süper şeyler yapıyorsunuz valla, helal olsun.” mesajıma “Gel beraber yapalım” samimiyetinde yaklaşılınca uçarak kabul ettim.
Teknolojik altyapısı ve iş modeliyle dünya üzerinde benzeri olmayan bir iş yapıyorlar.
Kısaca, yeni bir ekonomi modelini tanımlayacak, flash tabanlı ve internet tarayıcısından kolayca çalışır 3 boyutlu bir sanal dünya. (Çok kısa olmadı ama emin olun en kısa hali bu)
Detaylarını daha sonra anlatacağım. Bir sorun olmazsa Mart’ta beta’sı ile tanışacağınız dünyamız hakkında şimdilik aşağıdaki teaser video size biraz fikir verebilir.
Yogurt’taki pozisyonuma gelince;
Ben “Sosyal işlerden sorumlu kraliyet üyesi olsun” dedim, Cemil Türün “Fena değil ama iş geliştirme zümre bakanı” daha güzel olur dedi.
Bir bakmışsınız sanal dünyayı kullanan bir üyenin bir sıkıntısını çözüyorum, bir bakmışsınız bir marka ile ortak bir proje geliştiriyorum. Kah bir markanın sanal dünya içerisinde nasıl yer alacağını düşünüyorum, kah bir social network ile entegre nasıl çalışabileceğimizi… Sıfatı buyrun siz koyun. Biz şimdilik iş geliştirmeci dedik
İş hayatımda daha mutlu olacağımı düşündüğüm bu değişikliği ve an itibariyle ruh halimi en iyi anlatan şarkı sizler için Sertap Erener’den geliyor.
bu sene iyi geçmedi
söylemem lazım
“kader beni seçmedi,
görmemem lazım “
belki birden bire
yeniden başlamam gerek
eskiden taptığımı
simdi taşlamam gerek
Dinlemek için: http://fizy.org/yLOhc@_Bq0l6
“Benim için ucuz, EA için pahalıya mal olabilecek bir adım.”
EA, Blackbox franchise’ı ile NFS World Online’ı yaptığını duyurdu.
NFS World Online’ın şehirlerde gezen, birbiriyle online yarışan, sanal para kazanan ve bu parayı arabasını geliştirmek için harcayan yüzbinlerce online oyuncunun yer alacağı bir platform olacağı anlatılıyor.
Böyle büyük bir firma, böyle büyük bir oyunu 2009′da paylaşağını açıkladığı zaman mutlaka bir websitesi vardır diye düşünür insan değil mi?
Üzgünüm. NFSWO.com ve NFSWorldonline.com geliştirici firma olan Blackbox adına kaydedilmiş fakat web siteleri yok.
Bu aslında bir yığın eleştiri okuna hedef olmaları için yeterli. Ama bundan daha büyük bir hataları var. Sıkı durun!
NFSWO.net, NFSWO.org, NFSworldonline.net ve NFSworldonline.org boşta duruyor!
Heyecanlanmayın. Kötü ellere geçmesini engellemek için derhal hepsini satın aldım
Ne önerirsiniz? NFSWO oyuncularından oluşan bir network? NFSWO’da item alışverişini sağlayan bir pazaryeri? Bir forum? Ya da hepsini birden içeren bir portal?
Sizce bu domainleri nasıl değerlendirmeliyim?
8′den 9′a…
Fena başlamamıştı ama sıkıntılı bitti 8.
9 sırtladı dertleri. Siyasi, ekonomik, ne ararsanız…
Tükenmez kalemle resim yapmak gibi. Düzeltmek için neresine bir çizik atsanız daha kötü olur ya…
Bazen gerçekten düzeltebilmek için tamamen yıkıp baştan yapmanız gerekir. Yeni bir boş beyaz sayfa açarsınız. Mükemmel resimi yapmak için nereyi nasıl çizmeniz gerektiğini yine de bilmezsiniz de, nereye çizik atmayacağınızı bilerek başlarsınız bu sefer.
Anladım ki 9 baştan yapacak herşeyi. 9 çözecek.
Sefasını da 10 sürecek.
Çok anladım…
Bir kaç şey birden anladım şu son dönemde toplu veriyorum…
1. Melis’in ailesiyle görüşmek ya da Melis’i ailemle görüştürmek hoşuma gidiyor. Anladımki evlenince büyük bir aile olacağız ve bu da çok hoşuma gidecek.
2. Anladımki çok çalışmak, çok çalışan biri olarak görülmek için yeterli değil. Çok çalışıp, insanların gözüne çok çalıştığınızı sokmanız da gerekebilir.
3. Hayatını bize ve diğer yüzlerce öğrencisine adamış bir ilkokul öğretmeni olarak annem, gerçek bir melektir. Bu hafta sonu gerildiğim anlarda bile bana huzur ve mutluluk veren gülümseyişiyle anladımki, yine dünyaya gelsem, yine Hayriye Tülin VAROL’un oğlu olmak isterim.
4. Bazı özel şeyler geleneksel güzel. Kız alma, düğün, bayram… Anladımki onları bozmadan yaşamak lazım.
5. İşimde zor bir hafta geçirirken kız kardeşim avukatlık yemini ederek avukatlık ruhsatını aldı. Yemin ederkenki videosunu izlerken gözlerim doldu, onunla gurur duydum. Kuzenime eşinin hamile olduğunun söylenişini kameraya almışlar. Mutluluğu beni de ağlattı. İşimin içine bazen o kadar çok gömülüyorum ki sevdiğim insanların en değerli anlarını sadece videodan takip edebiliyorum. Ünlü CEO’lar emeklilik hayallerini yazmışlar. Hepsi “Çocuklarımla vakit geçiremedim. Torunumla vakit geçireceğim.” diyordu. Anladımki işimizi hayatımızın en üst noktasına koyunca hayatın kendisini ıskalıyoruz.
“İnternet projem var!” demeye utanmak…
Yüz kızartıcı bir utanma değil tabiiki. Aslında doğru kelime “çekinmek”. Evet, çekiniyorum.
“Projemi bilir kişilere açmam lazım.”
Doğan gazetecilikte yazılımcısı, tasarımcısı, analisti ve biz projecilerle beraber internet tarafımızın mutfağında yaklaşık 30 kişiyiz. (Satış ekipleri hariç.) Herbiri yan masamda arkamda önümde, “müdür baksana bi” desem konuşmaya başlayabileceğim samimiyette ve alanlarında uzman adamlar. Onlara projemi açmayı ve fikirlerini almayı denedim. Ben de proje bir, onlarda bin. “Abi o değilde aslında böyle bir şey yapsan varya, müthiş para var o işte…”
İnternet işinde tecrübesi olmayan arkadaşlarımla paylaşayım diyorum. Geçiştiriyorlar gibi geliyor. “Hı hı; tabi tabi, bence güzel proje, anlıyorum. Avrupa Yakası yeni sezona başladı mı?”.
Bizim bir üst jenerasyondan, sektörde tanınan insanlara sorayım diyorum. Arda Kutsal, Burak Büyükdemir, Serdar Kuzuloğlu…
Serdar Kuzuloğlu ile Doğan grup toplantılarından birinde tanışmıştık. “Merhaba!” diyip atlasam önüne, hatırlamaz…
Burak Büyükdemir ile bir dönem Kampüs Reklam grup şirketlerinde farklı şirketler için top koşturmuştuk, dünyanın en güzel gülen adamı
Kocaeli’nden hemşeri ve ikimizinde Kocaeli Anadolu Lisesi mezunu olduğumuzu yeni keşfettim. Bağcılar’dan Gayrettepe’ye gidene kadar ofisinden çıkmış oluyor. E-tohuma’ysa 17:30′da yetişmek imkansız. Haftasonu desem… yok artık.
Arda Kutsal ile Milliyet’in “Bu haber neden bahsediyor?” üzerine yazdığı yazı üzerine mail ile görüşmüştük. Webrazzi meetup ve Caddebostan’da bir pazar kahvaltısı sırasında yüzünü görmüş olmaktan başka bir samimiyetimiz yok. (Merhaba desem mi, yok ya adamı pazar keyfinde rahatsız etmeyelim, hani desem webrazzi meetup, 400 kişi vardı be abi nerden hatırlayacak, proje desem, yok deve!)
Özetle herbiriyle samimiyetimin boyutu ne olursa olsun, üçüde aslında sektöre gönül verdikleri için, randevu alıp görüşmek istesem, “Benim bir projem var.” deyip anlatmak istesem, “Yok ben dinlemem” demez. Hiç bir internet girişimcisinin hevesini kırmak istemez.
Ama içlerinden şunu geçirmezler mi?
I. İnternet projesi mi? Enterasan… (!)
II. Uzun zamandır internet üzerine projesi olan birini dinlememiştim. Çok merak ettim (!)
III. İşte bir zihni sinir daha… Paran var mı, yok. Tasarımın var mı, yok. Yazılımın var mı, yok. Neyin var? Fikrim var, projem var. Aferin.
IV. Git bi çay koy.
Herkesin bir internet projesi var. Ama herkesin.
Projesi olmayanın proje fikri kesin var. Yüzde bir milyon.
Kimisine sorsanız daha fikri oturtmamış ama sanki siteyi yarın açacak, herşeyi hazır. Kimisi ölümsüzlüğün formülünü bulmuş gibi saklıyor fikrini ama yapacak mecali de yok, mezara götürecek.
Peki soru şu: Bu kalabalığın arasından nasıl sıyrılıp tüm sektörün takip ettiği ve tüm sektörü takip eden bu adamlara “Ya benim gerçekten iyi bir projem var. Hayalperest değilim. Proje fikri ve nasıl hayata geçirebileceğim üzerine görüşlerinize ihtiyacım var.” diyebilirim? Beni can kulağıyla dinlemelerini, üzerine kafa yormalarını ve fikirlerini söylemelerini nasıl sağlayabilirim?
Görünen köyün klavuzu
Sörfçüler dalga yaratmazlar. Dalgadan nasıl faydalanabileceklerini düşünürler.
Keza yelkenciler rüzgar eserken ona tutunarak yol alırlar.
Dalga yaratacak veya rüzgar estirecek kadar iyi bir fikire, ekibe ve sermayeye sahip değilseniz internet girişimliğine ilk adımı atmak için en güvenilir yol dalgalara ve rüzgarlara tutunmaktır.
Facebook.com ve Rakı Sofrası, Friend Feed ve FFholic rüzgar ve yelkenlilere iyi birer örnek olabilir.
Şimdi ise ufukta yeni dalgalar ve yeni rüzgarlar gözüküyor.
Bunlardan ilki Iphone. Vodafone ve Turkcell ile beraber Türkiye pazarında 2,5 milyon kişinin cebine gireceği öngörülen Iphone, 3G teknolojisi ile hızlı internet olanağı sunacak gibi gözüküyor.
Bu dalgadan faydalanmak için;
- Sitenizin .mobi uzantısını satın alın ve sitenizin Iphone uyumlu versiyonunu yapmaya başlayın.
- Iphone’a özel uygulamalar geliştirin. (web apps, multi-player oyun…)
Sonderece.Net
Üzerine çokça çalıştığım;
Nezle, iş yoğunluğu, kız kardeşimin evliliği derken geri planda kalan;
Herşeyin eski haline dönmesi ile tekrar üzerine çalışma fırsatı bulduğum;
İletişimciler için dijital pazarlama blogum Sonderece.net‘i alt yapı olarak istediğim hale getirdim.
Sonunda blog üzerine ayırdığım zamanı, içerik üzerine harcayacağım.
Kız kardeş evlendirmek ne zormuş…
Biliyorum mantıksal bir açıklaması yok, 8 senedir kardeşimden ayrı evlerde yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz.
Fakat evlenirken biri onu gerçekten alıp gidiyor gibi hissettim. Onun adına sevinirken hep buruktum.
Kınada ağla, gelin alma da ağla, düğünde ağla… Psikolojik olarak ailecek yerdeydik.
Bu bunalımdan hemen çıkmak ve durumu eşitlemek için acilen kız almamız lazım
Laf olsun…
Erkekler hep kadınlardan daha kurnaz ve erkekler hep kadınlardan daha güçlüydü.
Erkekler kadınları güçleri ile hakimiyeti altına almak isterken, kadınlar kurnazlıklarıyla erkeğin gücünü yönettiler. Bazen imparatorlar ve krallar ülkeleri, ulusları ve dünyayı yönettiğini düşünürken yanlarındaki kadınların kıs kıs güldüğünü düşünüyorum.
Bu kadar büyük ölçekte değil sadece, “Evimin erkeği, direği, reisi” hikayesinin gerisinde de “Önce cephe piyadem benim, saldır oğlum, tut tut tut tut..” var gibi geliyor.
Bu dengeler medeniyetlerle beraber kurulmuş da değil. Biz gücümüzle hayatta kalmaya çalışıp elimizde mızrakla bizon avlarken, kadınlar akıllarını kullanarak devekuşunun yumurtasını çalıp kaçmak için en doğru anı beklemişler.
Ve hatta erkekler “kalbimin fatihi” iken, kadınlar “gönül hırsızı” olmuşlar. Biz adım adım ilerleyip meydan muhareberiyle kadınları kendimize sevdirmeyi planlarken, nasıl aşık edildiğimizi bilmeden aşık olmuşuz.
