Çılgın Türkler’den…

30 Ağustos 2009 at 9:08 (Anladım)

Çılgın Türkler’i okuyorum. Evet daha yeni okuyorum.

Bir diyalog var. 30 Ağustos henüz bitmeden paylaşayım dedim.

Halide Edip Hanım her gece olduğu gibi bu gece de istihbarat raporunu (Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya ve Ankara Karargah’ında bulunan diğer paşalara) özetleyecekti.

” Çetesiyle Konya’ya geçen Delibaş Mehmet adlı gerici eşkıya, dün gece Karaman’da adamları tarafından öldürülmüş.”

Hepsi doğruldu.

Kazım Paşa meraklanmıştı. “Niye öldürülmüş?”

“Din perdesi altında düşman hesabına çalıştığını anlamışlar.”

İsmet Paşa “Bu hain ve katil yobaz geçen yıl köy köy dolaşıp ‘Yunan ordusu Halifenin emriyle geliyor, karşı durmayın’ diye telkinde bulunuyordu…’ dedi. “…yazık ki etkili de olmuştu. Bu kez yanındaki haydutları bile kandıramamış. Bu iyi bir gelişme.”

M. Kemal Paşa mendiliyle yüzünün terini aldı:
“İlerde halkımızın, bunca ibret verici tecrübeden sonra gerçek dindarlarla din tüccar ve aktörlerini birbirinden ayırdedeceğini ümit ederim. Yoksa hep böyle geri ve ezik kalırız.”

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

8′den 9′a…

12 Ocak 2009 at 5:04 (Anladım)

Fena başlamamıştı ama sıkıntılı bitti 8.

9 sırtladı dertleri. Siyasi, ekonomik, ne ararsanız…

Tükenmez kalemle resim yapmak gibi. Düzeltmek için neresine bir çizik atsanız daha kötü olur ya…

Bazen gerçekten düzeltebilmek için tamamen yıkıp baştan yapmanız gerekir. Yeni bir boş beyaz sayfa açarsınız. Mükemmel resimi yapmak için nereyi nasıl çizmeniz gerektiğini yine de bilmezsiniz de, nereye çizik atmayacağınızı bilerek başlarsınız bu sefer.

Anladım ki 9 baştan yapacak herşeyi. 9 çözecek.

Sefasını da 10 sürecek.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Çok anladım…

16 Kasım 2008 at 10:32 (Anladım)

Bir kaç şey birden anladım şu son dönemde toplu veriyorum…

1. Melis’in ailesiyle görüşmek ya da Melis’i ailemle görüştürmek hoşuma gidiyor. Anladımki evlenince büyük bir aile olacağız ve bu da çok hoşuma gidecek.

2. Anladımki çok çalışmak, çok çalışan biri olarak görülmek için yeterli değil. Çok çalışıp, insanların gözüne çok çalıştığınızı sokmanız da gerekebilir.

3. Hayatını bize ve diğer yüzlerce öğrencisine adamış bir ilkokul öğretmeni olarak annem, gerçek bir melektir. Bu hafta sonu gerildiğim anlarda bile bana huzur ve mutluluk veren gülümseyişiyle anladımki, yine dünyaya gelsem, yine Hayriye Tülin VAROL’un oğlu olmak isterim.

4. Bazı özel şeyler geleneksel güzel. Kız alma, düğün, bayram… Anladımki onları bozmadan yaşamak lazım.

5. İşimde zor bir hafta geçirirken kız kardeşim avukatlık yemini ederek avukatlık ruhsatını aldı. Yemin ederkenki videosunu izlerken gözlerim doldu, onunla gurur duydum. Kuzenime eşinin hamile olduğunun söylenişini kameraya almışlar. Mutluluğu beni de ağlattı. İşimin içine bazen o kadar çok gömülüyorum ki sevdiğim insanların en değerli anlarını sadece videodan takip edebiliyorum. Ünlü CEO’lar emeklilik hayallerini yazmışlar. Hepsi “Çocuklarımla vakit geçiremedim. Torunumla vakit geçireceğim.” diyordu. Anladımki işimizi hayatımızın en üst noktasına koyunca hayatın kendisini ıskalıyoruz.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Kız kardeş evlendirmek ne zormuş…

18 Ağustos 2008 at 8:01 (Anladım)

Biliyorum mantıksal bir açıklaması yok, 8 senedir kardeşimden ayrı evlerde yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz.

Fakat evlenirken biri onu gerçekten alıp gidiyor gibi hissettim. Onun adına sevinirken hep buruktum.

Kınada ağla, gelin alma da ağla, düğünde ağla… Psikolojik olarak ailecek yerdeydik.

Bu bunalımdan hemen çıkmak ve durumu eşitlemek için acilen kız almamız lazım :)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Laf olsun…

20 Temmuz 2008 at 12:02 (Anladım)

Erkekler hep kadınlardan daha kurnaz ve erkekler hep kadınlardan daha güçlüydü.

Erkekler kadınları güçleri ile hakimiyeti altına almak isterken, kadınlar kurnazlıklarıyla erkeğin gücünü yönettiler. Bazen imparatorlar ve krallar ülkeleri, ulusları ve dünyayı yönettiğini düşünürken yanlarındaki kadınların kıs kıs güldüğünü düşünüyorum.

Bu kadar büyük ölçekte değil sadece, “Evimin erkeği, direği, reisi” hikayesinin gerisinde de “Önce cephe piyadem benim, saldır oğlum, tut tut tut tut..” var gibi geliyor.

Bu dengeler medeniyetlerle beraber kurulmuş da değil. Biz gücümüzle hayatta kalmaya çalışıp elimizde mızrakla bizon avlarken, kadınlar akıllarını kullanarak devekuşunun yumurtasını çalıp kaçmak için en doğru anı beklemişler.

Ve hatta erkekler “kalbimin fatihi” iken, kadınlar “gönül hırsızı” olmuşlar. Biz adım adım ilerleyip meydan muhareberiyle kadınları kendimize sevdirmeyi planlarken, nasıl aşık edildiğimizi bilmeden aşık olmuşuz.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

26 bitti…

8 Haziran 2008 at 12:17 (Anladım)

Bugün 8 haziran pazar. Benim doğumumdan sonra tam 26 yıl geçtiğinin habercisi…

Melis’in önderliğinde dostlarım bana bir doğumgünü organize etmişler.

Orada olan, ve gelmek isteyip gelemeyen tüm dostlarıma ve özellikle Melis’e çok çok teşekkürler.

Hepinizi çok seviyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Kurumsal durumlar

26 Mart 2008 at 5:23 (Anladım)

Yeni işimde ilk ayım bitti.

Doğan holding’in, Doğan Gazetecilik şirketinde, İş geliştirme departmanında, Dijital kanallar bölümünde, Proje yetkilisiyim.

 ?

 Markalara, internet tabanlı, gazeteyle entegre, gazetelerin internet sitelerinde ve diğer bilimum websitelerimizde iletişim projeleri geliştiriyorum.

 Ayrıca yine web sitelerimiz üzerine yeni projeler, tasarımlar, konumlandırmalar ve yeni websiteleri üzerine çalışıyorum.

 Durumu en iyi kart vizitim anlatıyor. Bir ara taratıp buraya koyarım. Ön yüzünde 1 holdin logosu, 4 gazete logosu (milliyet, radikal, posta, fanatik), arka yüzünde de 10 adet web sitesi adresi var.

Anladımki;

Bir süre daha annem arkadaşlarına benim ne iş yaptığı anlatırken zorlanacak. 

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Olmasada olmalı

4 Nisan 2007 at 10:38 (Anladım)

Hayattan ya da kişilerden taleplerimizi ne kadar aza indirirsek o kadar mutlu oluyoruz.

- Terfi etsem
- Evlensem
- Piyango çıksa
- Beni sevse
- Daha çok sevişsem
- Daha az çalışsam
- Beni daha sık arasa

Bunların hepsi olsa süper tabi ama olmazsa olmaz da değil.

Bunlar ya da “O”, olmadan da mutlu olabiliyorsan, gerçekten mutlusun. Kendine yetebiliyorsun. Ne mutlu sana.

Bunun uç noktası ermişlik seviyesi olan “bir lokma, bir hırka” felsefesi. Bu kadarı günümüz için ulaşılması çok zor bir mertebe.

Benim ulaşabildiğim nokta “Bir lokma, bir hırka yeter. Ama bir de ölmeden Melis’le dünyayı gezer, gün yüzü ile görürsem tam süper olur” :)

Anladımki hayattan ve kişilerden beklentilerimiz gerçekleşmediklerinde, mutsuzluk kaynağı oluyor. Onun için beklentileri ve hayalleri “olursa süper olur, olmazsada vurayım ta ensesine” seviyesinde tutmak, “o olmazsa biterim”den mümkün mertebe uzaklaşmak lazım. Biliyorsun ki bitmezsin ve biliyorsun ki daha önce de “biterim” dedin ve bitmedin.

Kalıcı Bağlantı 4 Yorumlar

Google bize logo yapsana!

28 Mart 2007 at 2:48 (Anladım)

Askerlik nedeniyle ayrılmak orunda kaldığım ajanstaki dostlarımdan şahane bir proje:

Google bize logo yapsana!

Google biliyorsunuz özel günlerde o güne uygun olarak logosunu değiştiriyor. Cihan, Muammer, Özgür ve Oktay, United Plankton adıyla google’dan Türk ziyaretçilere özel türklerin özel günlerine uygun olarak da logonun değişmesini talep ediyorlar.

Oktay’ın çalıştığı birkaç güzel örneği de web sitelerine koyarak, seslerinin daha gür çıkması için herkesten destek bekliyorlar.

“Süper fikir, biz de bi el atalım” diyenler ve “Ne bu yahu, açaım bakalım” diyenler için web adresi www.googlebizelogoyapsana.com

Anladımki viral marketing olayını çözdük :)

Kalıcı Bağlantı 5 Yorumlar

Devralan ve devreden!

22 Ocak 2007 at 11:15 (Anladım, Vizorümden)

Geçen gün bir muhabbette farkettim bunu: Deviralan, deviredenin devrettiğini beğenmez!

  • Babamdan arabayı alır, “benzini yok” der beğenmezdim.
  • Arabayı bırakırdım, babam “kirletmiş” der beğenmezdi.
  • Bir yöneticinin takımından diğerine devrettiğimizde, eskisini arar, yeniyi beğenmeyiz.
  • Yönetici devraldığı şeyin durumunu beğenmez (Baştan beri onda olsaymış proje çok daha iyi yerlerde olurmuş.)
  • Göreve gelen teknik adamlar takımın formunu beğenmez. “Çok işimiz var” der.
  • Göreve seçilen hükümet “Enkaz devraldık” der.

Anladım ki; Devir eden ve devir eden şeyi deviralanın mutlu olduğu tek şey, önceki haftadan devir etmiş olan sayısal loto ikramiyesidir.

Kadıkoy sahil balıkçısı
Vizörümden, Kadıköy sahil balıkçısı, 22.nisan.2006

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum